HAYIR, ELİNİZİ SIKMAYACAĞIM BAYAN YABANCI!


İsviçre medyasında yer alan haberlere göre, Basel'de Suriyeli 14 ve 16 yaşlarındaki iki Müslüman erkek öğrencinin, kadın öğretmenleriyle tokalaşmayı dini gerekçelerle reddetmesi sonrası, kentin eğitim kurumu, öğrenciler aleyhine karar aldı ve Müslüman erkek öğrencilere, gerektiğinde kadın öğretmenlerin elini sıkma zorunluluğu getirdi.

Karara uymayan öğrencilerin ailelerinin 5 bin frang (yaklaşık 5 bin dolar) para cezasına çarptırılacağı belirtildi. Bu iki öğrencinin ailelerinin İsviçre'de vatandaşlık başvurularının da askıya alındığı ifade edildi.

Avrupa Birliği'nin zorunlu kotaları çerçevesinde 802 sığınmacı alması gereken Slovakya, bu yükümlülükten kurtulmak için Macaristan'la birlikte Lüksemburg merkezli AB mahkemesi Avrupa Adalet Divanı'na başvurmuştu. Slovakya Başbakanı Robert Fico ise, ülkesinde Müslüman bir topluluğun oluşmasını istemediğini söyledi. "Ülkemin çıkarı, kendi kültürünü korumak ve şu anki karakterinin değişmesine izin vermemektir. Burada sürekli çıkarlarının gerçekleşmesini isteyen binlerce Müslümanın yaşamasını istemiyorum."
Yukarıdaki iki ayrı habere ait metinleri birleştirdim ve olduğu gibi aldım.

Sezai Karakoç'a ait Ötesini Söylemeyeceğim adlı şiirde geçiyor "Bay Yabancı" ifadesi. Bayan Yabancı, İsviçre'de elini sıkmamızı istiyor. Bunu isteyen "Bay ve Bayan Yabancı"lar, sığınmacı Müslümanları üçer beşer bölüştürüyorlar ülkelerine. Modern köle muamelesi görüyor Müslümanlar bu ülkelerde. Müslümanlar, bu ülkeler tarafından terbiye edilmeye çalışılıyor. Slovakya Başbakanının sözleri ise tam olarak nefret suçu!

19. yüzyılın sonlarına kadar insanlık kültür, edebiyat, sanat, felsefe, etik gibi alanlarda büyük bir birikime sahipti. Gelişen teknoloji, son yüzyılda bu alanlardaki birikimi güçlendirmek yerine öteledi ve gündemimizden düşürdü. Batı, ne üzücüdür ki, maddi zenginlikler ve gelişmişlikler içerisindeyken, ahlaki bir çöküş yaşıyor. Kısa süre önce İspanya'da, mülteci kadınlara para atarak takla attıran futbol taraftarlarını hatırlayacaksınızdır. Sınırı aşmaya çalışan mülteci baba ve çocuğuna tekme atarak yere düşüren gazeteciyi...

Bütün bunlar, Batı'nın hafızasında yer etmeyebilir, unutulabilir belki. Ama biz unutmayacağız. Biz, henüz yurduna savaş uğramamış ama savaşı yaşayan tüm coğrafyalarla kardeşlik başı bulunan bizler Batı'nın insanlığa armağanı olan hafıza kartlarına, flash belleklere, taşınabilir hard disklere, bulut sistemlerine ihtiyaç duymadan vicdanlarımıza, zihnimize, yüreklerimize kazıyacağız yaptıklarını.

Milyonlarca rengi sığdırdığı ekranları ne kadar güzel gösterirse göstersin, inanmayacağız onlara. Elini sıkmayacağım Bay ve Bayan Yabancı! Hayır.

Dünyaya serpiştirdiğiniz savaş tohumlarını çocuklarınızdan gizleyebilirsiniz. Eşlerinizden, yaşlılarınızdan ve bütün masumlarınızdan. Demokrasi getirdiğinizi söyleyerek duygulandırabilirsiniz ülkelerinizdeki masum kitleleri. Ama yalanlarınız Aylan bebeğin bebeğine can veremeyecek. Denizler, şeffaf mezarlıklardaki cansız bedenler huzurunuzu kaçıracak elbette. Uçaklardan evlerine bombalar attığınız insanların, size sığınmayacağı günler gelecek. Bizi yenemeyeceksiniz.

Hayır, öldürerek kurtulamayacaksınız bizden.

Keşke, bu iki Müslüman öğrenciyi ve Slovakya'nın alması gereken 802 sığınmacıyı Türkiye ya da başka bir Müslüman ülke bağrına bassa.

Keşke, savaşı başlatanlardan medet ummadan barış için emek versek.