ÇOCUKLARI ÖRNEK ALMAK



Sosyal medyada bazen saatlerce gezinip hiçbir şey elde edemeden bilgisayar başından kalktığımız oluyor. Bu bir rutin. Ne yazık ki artık hiç abartısız "milyarlarca" insan için durum bu.

Bu sanal gezintiler bazen bütün hayatımızı etkileyebilecek güzelliklerle de karşılaştırabiliyor bizi. Evet, böyle bir haberle karşılaştım. İstanbul'da bir mahallede çocuklar harikulade bir iş yapmışlar. Sokak köpeklerini toplamak için gelen belediye zabıtalarına engel olmuşlar. Belediye görevlileri köpekleri götürmesin diye, köpekleri saklamışlar : ) Bu harikulade bir şey. Bisikletlerini önlerine koyup, çocuklar el ele tutuşmuş ve zabıtaların geçişine engel olmuş. Köpeklerin bir kısmını evlerinde, bodrumlarında, bir kısmını da kuytu yerlerde saklamışlar. Haberin fotoğrafına baktıkça gülüyorum. Kahkahalar atarak işaret parmağımla "büyük adam"ları göstermek istiyorum.

Çocuklar, Allah'ın örnek almamız için biz "büyük"lere sunmuş olduğu büyük bir lütuf bence. Hayatım boyunca, her aşamada çocuklardan ilham aldım. Çünkü çocukların "yapay zeka"sı değil, Allah'ın biçimlendirdiği vicdanları vardır. Bu vicdan, yolumuzu kaybetmemiz için varlığını sürdüren bir fener gibidir.

Maalesef çocuklar her zaman bu kadar özgür değiller. "Sahipsiz" oldukları zannedilen çocuklar örneğin. (Ki Allah kimsesidir o kimsesiz çocukların, bilmezler... ) Bir belediyenin kurduğu iftar çadırının önünde Suriyeli mülteci çocuklar kuyruğa girmiş, sıranın kendilerine gelmesini bekliyorlar. Sıra onlara gelince, ellerinde köpük tabaklarla yemek kazanlarına doğru uzanıyorlar. O esnada, birkaç görevli geliyor ve çocukları kovmaya çalışıyor. Biri haddini iyice aşarak çocuğun kafasına vuruyor bir kez. Görüntülerde bu kadarı var. Öncesi ya da sonrası değil. Görüntülerin öncesinde çocukların işlediği bir kabahat de olabilir. Bilemiyorum. Ama hiçbir kabahatleri, karınlarını doyurmak için el açan o çocukları dövmeyi haklı kılmaz. Aç insanları doyurmak için kamu imkanıyla kurulan iftar çadırı, cebinde parası olanları doyurmak için mi kullanılacak yoksa gerçekten aç olan ve Ramazan'ın, orucun sırf onları hatırlamamız için farz olduğu bu çocuklar için mi? Akıl alır gibi değil. İşin daha da kötü tarafı, çocuklar bu vicdansız ve çirkin davranışa maruz kalırken, kuyruktaki hiçbir "yetişkin" olaya müdahale etmiyor. Ülkelerindeki savaş nasıl umurlarında değilse, burada bizim topraklarımızda aç bırakılmaları da en az o kadar umurlarında değil...

İnsan, Ramazan gibi bir güzel ayda bile bu kadar vicdansız davranıp, hesap gününü nasıl unutabilir, bilmiyorum.

Bu habere eşim Ayşe de dikkat kesilmiş ve oldukça güzel bir haber ile birlikte işlemiş aynı konuyu. Çocukları olmayan bir ailenin, bir çocuğu evlatlık edindikleri anı gösteren bir video bu. Buraya kadar normal belki. Ama ailenin seçimi bizleri derinden sarsıyor. Aile, özellikle down sendromlu bir çocuğu evlat ediniyor. Ve videoda kadın, 5 yaşındaki bu down sendromlu çocuk ile ilk kez karşılaşıyor ve ona "ben senin annenim" diye hitap ediyor. İzlemeniz için şuraya iliştiriyorum. (bkz.)

Evet, hepimiz zor olanı seçmeye cesaret edebildiğimiz zaman, dünya daha iyi bir yer olacak.

Sahi, çocukları örnek almak çok mu zor?

Masum kalmak, çok mu zor gerçekten?

İlgili ilk haber için tıklayın.

İlgili ikinci haber için tıklayın.