Lunaparktaki İntihar Saldırısına Dair

Dünyaya hastalıklar bulaştırıyorlar.

İnsanlık, en küçük yerleşim yerlerinden en gelişmiş metropollere kadar, yeryüzünün her biri metrakeresinde ne yazık ki insanlığa yakışmayan kötülükler meydana getiriyor.

Bilgi hiç olmadığı kadar hızlı yayılıyor. Bu gelişmişlik seviyesi -işlerimizi kolaylaştırması gerekirken- daha büyük kötülükler yapmak için elimizi güçlendiriyor. Devletler, terör örgütleri, en temel tabiri ile kötü insanlar hedef şaşırmadan, uydu verileri ile masum insanların konumlarını kesin netlikte tespit ederek öldürüyor.

Daha gelişmiş demokrasiler tesis etmek için öldürüyor insanlar. Eşitlik için; ama bazılarının her zaman "daha eşit" olduğu sistemler için. Halkları teknoloji ile, güzellik ile, spor ile, televizyon ile meşgul ediyorlar. Görmedikleri savaşlar hiç yaşanmamış gibi oluyor. Duymadıkları zulümler yapılmamış gibi...

Bizi zehirliyorlar! Her geçen gün daha az tepki veriyoruz yaşananlara. Alışıyoruz. Bizi mecbur kıldıkları düzene boyun eğit, sıramızın gelmesini bekliyoruz.

Taraflar, birbirlerinin canını en çok yakacak eylemleri planlıyorlar. Camilerde patlatılan bombalar örneğin... Eşinin ve çocuğunun yanında öldürülen "adam"lar... Annesinin yanında kurşunlanan çocuklar...

Şimdi, intihar bombacıları üretiyor sistem. Hiç doğmamış, hiç yaşamamış, hiç sevmemiş, hiç özlememiş, hiç önemsememiş, hiç canı yanmamış gibi davranan intihar bombacıları masum insanları öldürüyorlar. Ölenlerin dini, dili, ırkı, inancı, ülkesi konuşulmadan verilmeli haberler. Masum insanlar öldürüldü denmeli. Ama haberler, o kötü insanların nifak makinaları; zihnimize kazıyor öldürenlerin ve öldü
rülenlerin dinleriyle ırklarını.

Masum insanların, hele hele çocukların öldüğü olaylar karşısında sözüm tükenir benim. Hangi kelimeye niyet etse kalemim, kelimeler hicap eder, çekinir acıyı hafife almaktan. Ama susamıyorum artık. Bir lunaparkta bomba patlatılmasına, çocukluklarının en güzel yerinde gülümseyen, oyun oynayan çocukların öldürülmesine susamıyorum. Kalbime bu kadar acıyı sığdıramıyorum. İnsan kalmak, ne büyük bir mücadele! Acıyı sahiplenmek, mazlumların yanında olmak...

Sekiz gün olmuş, lunaparkta bomba patlatılalı. Ülkesini yazmıyorum, hayatını kaybeden çocukların ve yetişkinlerin dininden bahsetmiyorum. Sekiz gün olmuş ve ben üzerinden aylar geçmiş gibi hissediyorum. Çünkü bu sekiz günde, dünya daha fazla ölüm üretmiş. Her saat daha fazla zulüm ekilmiş yeryüzüne.

Ben, hayatta kalan, yaralı kurtulan çocukları düşünüyorum. Ellerim onları için titriyor, onların düşündükçe küçüldükçe küçülüyorum. Küçük adam oluyorum lunaparkta oynarken patlayan bir bombadan ağır yaralı kurtulan çocukları düşündükçe. Hayatlarının geri kalanında, nasıl hissedeceklerini düşünüyorum.

Çocukken, kötü bir söz söylense, uyarırlardı birbirini yetişkinler, "çocuk var, ayıp" derlerdi. Çocukların dünyasına yakışmayan şeyleri çocuklara söylemek, göstermek, çocukları yetişkinlerin kötülüklerine maruz bırakmak "ayıp"tı.

Çocuklara, parçalanmış çocuk bedenleri gösterdiniz, ey insanlık.

Ayıp!

Allah'ın size emanet ettiği çocuk bedenlerini, çocuk nefisleri, çocuk hayallerini yerle bir ettiniz; ayıp...

Biz, iyi niyetlerle dünyayı kurtarabileceğini zanneden ılımlı çoğunluklar, size hesap soramadık. Ama Allah, bütün kötülüklerinizin hesabını soracaktır muhakkak!


Cihat Albayrak